Offshore şirket kavramı, medyada sık sık “vergi cenneti”, “gizli hesaplar” gibi olumsuz başlıklarla yer alıyor. Ancak doğru kurgulandığında, tamamen yasal çerçevede işleyen, uluslararası vergi planlaması ve varlık korumasında son derece güçlü bir araçtan söz ediyoruz.
Bu yazıda offshore şirketlerin yasal boyutunu, vergi avantajlarını, risklerini ve Türkiye merkezli veya global çalışan iş insanları için ne zaman anlamlı bir seçenek oluşturduğunu detaylı biçimde ele alacağız. Aynı zamanda bu yapıları Corpenza gibi profesyonel bir ekiple kurgulamanın neden kritik olduğunu da açıklayacağız.
Offshore Şirket Nedir? Gerçekte Ne Anlama Gelir?
Offshore şirket, sahibinin yerleşik olduğu ülke dışında, genellikle düşük veya sıfır kurumlar vergisi uygulayan bir yurtdışında kurulan şirkettir. Ana amaç; uluslararası ticaret, yatırım, varlık tutma (holding), fikri mülkiyet yönetimi veya grup içi yapılandırmaları daha verimli ve esnek hale getirmektir.
Tipik bir offshore şirket:
- Sahibinin yaşadığı ülkeden farklı bir ülkede kurulur,
- Çoğunlukla o ülkede fiili ticaret yapmaz, yerel gelir elde etmez,
- Yabancı (foreign-sourced) gelirler üzerinden düşük veya sıfır vergi avantajı sağlayabilir,
- Varlık koruması, gizlilik ve operasyonel esneklik sunar.
Panama, Nevis, British Virgin Islands (BVI), Marshall Adaları gibi saygın offshore merkezleri; bürokrasinin az olduğu, şirket kuruluşunun hızlı ve nispeten düşük maliyetli olduğu, yabancı yatırımcıya yönelik açık ve net kurallara sahip ülkelerdir.
Offshore Şirketler Yasal mı? Yasal Çerçevenin Temel Taşları
Offshore şirketler, iki temel koşul karşılandığında tamamen yasaldır:
- Kurulduğu ülkenin (inkorporasyon ülkesi) mevzuatına uygunluk,
- Şirket sahibinin yerleşik olduğu ülkenin vergi ve raporlama yükümlülüklerine tam uyum.
Kuruluş Ülkesinin Hukukuna Uygunluk
Reputasyonu yüksek offshore merkezleri genellikle şu temel şartları koyar:
- Şirketin yerel piyasa ile iş yapmaması (örn. BVI’da kurulu bir şirketin BVI’da ürün satmaması),
- Yerel gelir elde etmemesi veya yerel varlık/tesis bulundurmaması,
- Yönetimin yurtdışından yürütülmesi (yönetim merkezi – mind & management – ülke dışında olmalı),
- Asgari raporlama, muhasebe ve yıllık ücretlerin zamanında yerine getirilmesi.
Bu çerçeveye uyulduğunda; Panama, Nevis, BVI, Marshall Adaları gibi ülkeler, yabancı yatırımcılar için net ve öngörülebilir bir yasal altyapı sunar. Birçok yargı alanı, uluslararası standartlara uyumlu AML (kara para aklama ile mücadele), KYC (müşterini tanı) ve ekonomik madde (economic substance) kurallarını iç hukukuna taşımıştır.
Yerleşik Ülke (Türkiye veya Diğer) Mevzuatına Uyum
Offshore yapının en kritik ve en çok ihmal edilen kısmı, sahibinin ikamet ettiği veya vergi mükellefi olduğu ülkedeki yükümlülüklerdir. Örneğin:
- ABD vatandaşları için FATCA kapsamında offshore varlık ve hesapları detaylı raporlama zorunluluğu bulunur.
- AB ülkelerinde, OECD’nin Ortak Raporlama Standardı (CRS) çerçevesinde, yabancı hesap bilgileri otomatik bilgi değişimine konu olur.
- Birçok ülkede “kontrol edilen yabancı kurum” (CFC) kuralları devreye girerek, offshore kazançların belirli durumlarda sahiplerine doğrudan vergilendirilmesini öngörür.
Sonuç olarak, offshore şirket tek başına vergi kaçırma aracı değildir. Doğru kurgulandığında, ulusal ve uluslararası düzenlemelere uyumlu bir vergi optimizasyonu ve risk dağıtımı aracı haline gelir.
OECD ve Uluslararası Standartlara Uyum
OECD’nin BEPS (Base Erosion and Profit Shifting) inisiyatifleri ve global şeffaflık baskısı, offshore yapıların “gizli” ve “takipsiz” olmasını büyük ölçüde sona erdirdi. Bugün itibarıyla:
- Offshore şirketler, uluslararası bilgi paylaşım ağlarının bir parçası,
- Banka hesapları açarken, lehtar (beneficial owner) bilgileri KYC kapsamında detaylı inceleniyor,
- Ekonomik madde testleri (substance rules), kâğıt üzerinde kalan yapıları ciddi yaptırımlarla karşı karşıya bırakabiliyor.
Yani offshore şirketler yasal, fakat şeffaflık ve raporlama çağında faaliyet gösteriyor. Bu da rastgele hazır paket çözümler yerine, planlı ve profesyonel bir yapılandırmayı zorunlu kılıyor.
Offshore Şirketlerin Temel Vergi Avantajları
Offshore şirket kullanımının en önemli motivasyonlarından biri, yasal vergi optimizasyonudur. Buradaki kritik ayrım: “vergi kaçırma” (tax evasion, suç) ile “vergi planlaması/optimizasyonu” (tax planning, yasal) arasındadır.
1. Sıfır veya Çok Düşük Kurumlar Vergisi
Birçok offshore ve International Financial Centre (IFC), yabancı kaynaklı gelirler için %0 kurumlar vergisi uygular. Örnekler:
- Nevis, BVI, Panama, Marshall Adaları: Yurtdışı kaynaklı kazançlarda %0 kurumlar vergisi.
Buna karşın, ABD gibi onshore ülkelerde federal düzeyde %21’e kadar, eyaletlerle birlikte daha da yükselen kurumsal vergi yükü söz konusu olabilir. Aradaki fark, özellikle uluslararası ticaret ve yatırım şirketleri için ciddi bir sermaye birikimi avantajı yaratır.
2. Sermaye Kazanç Vergisi (Capital Gains) Avantajı
Birçok offshore merkezde:
- Hisse senedi, gayrimenkul veya diğer varlık satışlarından doğan kazançlara sermaye kazanç vergisi uygulanmaz.
Böylece;
- Portföy yönetimi,
- Start-up hisseleri,
- Uluslararası gayrimenkul yatırımları
bir offshore holding üzerinden daha verimli yapılandırılabilir. Onshore ülkelerde bu kazançlar %15–20 veya daha yüksek oranlarda vergilendirilebilir.
3. Temettü ve Faizlerde Stopaj Vergisi Olmaması
Pek çok offshore yargı alanında:
- Yabancı ortaklara dağıtılan temettülerde,
- Yurt dışına ödenen faiz ve benzeri ödemelerde
stopaj vergisi uygulanmaz. Bu da kârın daha büyük kısmının grup içinde veya yatırımcının kontrolünde kalmasına olanak tanır.
4. Vergi Ertelemesi (Tax Deferral)
Offshore şirket yapılarında, kazançlar şirket içinde bırakılıp yeniden yatırıldığında, birçok durumda sahibinin ülkesinde hemen vergilendirilmez. Vergi:
- Temettü dağıtımı yapıldığında,
- Şirket tasfiye edildiğinde,
- Kontrol edilen yabancı kurum kuralları tetiklendiğinde
devreye girer.
Böylece, kazançların tamamı yerine, zamanlaması optimize edilmiş nakit akışları üzerinden vergi ödenir. Doğru planlandığında bu, global efektif vergi oranını kayda değer biçimde düşürebilir.
5. Sektörel Teşvikler, Muafiyetler ve Diğer Avantajlar
Birçok offshore ve IFC merkezi, aşağıdaki alanlarda ek teşvik veya indirimler sağlar:
- Finansal hizmetler, fon yönetimi,
- Uluslararası gemi taşımacılığı,
- Holding ve grup içi finansman,
- Fikri mülkiyet (IP) yapıları.
Damga vergisi muafiyetleri, düşük kayıt ücretleri, KDV’den muaf uluslararası hizmetler gibi unsurlar da toplam maliyet yapısını aşağı çeker.
Vergi Avantajlarının Özeti
Aşağıda, offshore merkezlerde sık görülen avantajların, klasik onshore rejimlere kıyasla genel bir karşılaştırmasını görebilirsiniz:
| Vergi Avantajı | Örnek Yargı Alanları | Onshore (Örn. ABD) ile Karşılaştırma |
|---|---|---|
| Yabancı Gelirde %0 Kurumlar Vergisi | Nevis, BVI, Panama | %21’e kadar federal + eyalet vergileri |
| Sermaye Kazanç Vergisi Yok | Birçok IFC | %15–20 + eyalet düzeyinde ek vergi |
| Vergi Ertelemesi | Karayip merkezli pek çok ülke | Dünya çapında gelirde anında vergilendirme |
Bu avantajların yalnızca yurtdışı faaliyetler ve gelirler için geçerli olduğunu; ilgili ülkede yerel iş yapılması halinde normal vergi rejiminin devreye girdiğini unutmamak gerekir.
Vergi Dışındaki Avantajlar: Neden Offshore Şirket Tercih Ediliyor?
1. Varlık Koruması ve Hukuki Kalkan
Offshore yapıların en güçlü özelliklerinden biri, aktiflerin alacaklılara, haksız davalara ve ani mevzuat değişikliklerine karşı korunmasıdır. Örneğin bazı yargı alanlarında:
- Alacaklıların dava açmadan önce yüksek tutarlı bir teminat (örneğin Nevis’te 100.000 USD gibi) yatırması gerekir,
- Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve icrası ciddi şekilde sınırlandırılmıştır,
- Trust veya LLC yapıları ile kişisel ve kurumsal varlıklar net şekilde ayrıştırılır.
Bu sayede; iş insanları, yatırımcılar ve yüksek net servet sahibi kişiler, kişisel servetlerini ticari risklerden yalıtılmış bir çerçeveye taşıyabilir.
2. Gizlilik ve Mahremiyet
Birçok offshore merkez, kamuya açık sicillerde:
- Ortakların ve nihai faydalanıcıların isimlerini yayınlamaz,
- Yıllık hesapları ve finansal bilgileri zorunlu olarak açıklamaz.
CRS ve FATCA gibi düzenlemeler nedeniyle, yetkili makamlar arası bilgi paylaşımı artmış olsa da, bu bilgiler genellikle kamuya açık değildir. Bu da iş insanları için ticari mahremiyet ve güvenlik açısından önemli bir artıdır.
3. Daha Basit İdari Yük ve Düşük İşletme Maliyeti
Offshore şirketler çoğu zaman:
- Yıllık denetim/audit zorunluluğuna tabi değildir (belirli ölçek ve sektörler hariç),
- Asgari sermaye ve yerel istihdam şartları aranmaz,
- Basitleştirilmiş raporlama ve sabit yıllık lisans ücretleriyle yönetilir.
Bu sayede, özellikle holding, yatırım, IP yönetimi, e-ticaret ve danışmanlık gibi alanlarda maliyet-etkin ve esnek bir operasyon mümkündür.
4. Global Bankacılık ve Pazar Erişimi
Offshore şirketler üzerinden:
- Çok para birimli (multi-currency) hesap açmak,
- Uluslararası ödeme ağlarına daha rahat entegre olmak,
- Farklı pazarlarda yerel ortaklarla çalışmak
çoğu zaman daha kolaydır. Doğru kurgulanmış bir offshore yapı, uluslararası ticaret yapan işletmelere esnek ve nötr bir platform sunar.
5. Kurulum Hızı ve Esnek Şirketleşme Seçenekleri
Birçok offshore merkezde;
- Şirket kuruluşu birkaç gün içinde tamamlanabilir,
- Nominee (temsilci) direktör/hissedar çözümleri ile esnek yönetim modelleri kurulabilir,
- Uzaktan kimlik tespiti ve dijital imza süreçleriyle, fiziksel seyahat gerekliliği minimize edilir.
Bu da, hızlı büyüyen dijital iş modelleri için ciddi bir zaman avantajı sağlar.
Riskler, Maliyetler ve Sınırlamalar: Herkes İçin Uygun mu?
Offshore şirketlerin avantajları kadar, göz ardı edilmemesi gereken risk ve sınırlamaları da vardır.
1. Uyumsuzluk ve Hatalı Yapılandırma Riskleri
Yanlış kurgulanmış bir offshore yapı:
- Beklenmedik vergi yükleri (CFC kuralları, transfer fiyatlandırması düzeltmeleri),
- Geriye dönük vergi cezaları ve faizler,
- Bankacılık nezdinde hesap kapatma veya bloke edilme
gibi ciddi sonuçlar doğurabilir.
Özellikle “hazır paket” ve ucuz çözümler, çoğu zaman sahibinin ülkesindeki vergi kurallarını, çifte vergilendirme anlaşmalarını ve raporlama yükümlülüklerini dikkate almaz. Bu da orta–uzun vadede maliyetleri, ilk tasarruf beklentisinin çok üstüne taşıyabilir.
2. Artan Küresel Şeffaflık ve Reputasyon Riski
CRS, FATCA, OECD BEPS ve benzeri uluslararası girişimler, offshore hesapların tamamen görünmez olduğu dönemleri geride bıraktı. Bugün:
- Finansal kuruluşlar verileri otomatik olarak vergi otoriteleriyle paylaşabiliyor,
- UBO (nihai faydalanıcı) bilgileri birçok ülkede resmi kayıtlarda tutuluyor,
- Vergi idareleri agresif vergi planlamasına karşı incelemeleri sıklaştırıyor.
Ayrıca, yanlış seçilmiş bir ülke veya yapı, iş ortakları ve bankalar nezdinde “tax haven stigmaları” yaratabilir. Bu da finansmana erişim, itibar ve ortaklık ilişkilerini olumsuz etkileyebilir.
3. Kurulum ve Sürdürme Maliyetleri
Offshore şirketler, her zaman “en ucuz” çözüm değildir. Dikkate alınması gereken kalemler:
- Kuruluş masrafları (şirket kuruluşu, yasal belgeler, apostil vb.),
- Yıllık lisans ve devlet harçları,
- Yerel kayıtlı temsilci (registered agent) ve adres giderleri,
- Profesyonel muhasebe, hukuk ve uyum (compliance) hizmetleri,
- Bankacılık için ilave uyum ve hesap bakım ücretleri.
Dolayısıyla offshore şirketler, belli bir ölçeğin üzerindeki ticari hacim, yatırım portföyü ve uluslararası faaliyet için anlamlı hâle gelir.
Hangi Durumlarda Offshore Şirket Mantıklı Bir Çözüm Olur?
Genel bir çerçeve çizmek gerekirse, offshore yapı özellikle şu tip profiller için değerlendirilebilir:
- Uluslararası ticaret yapan firmalar: Farklı ülkelerle sürekli alım–satım yapan ve ödeme akışlarını verimli bir merkezden yönetmek isteyenler.
- SaaS, dijital ürün ve online hizmet sağlayıcılar: Müşterileri farklı ülkelerde olan, lokasyondan bağımsız gelir elde eden şirketler.
- Yatırımcılar ve holding yapıları: Portföy yatırımları, startup hisseleri, gayrimenkuller ve IP haklarını tek çatı altında toplamak isteyenler.
- Varlık koruması odaklı iş insanları: Operasyonel riskler ile kişisel serveti ayrıştırmak isteyen, uluslararası varlıkları bulunan kişiler.
Burada kritik nokta; kişinin veya şirketin vergi ikametgahı, gelir türleri, mevcut sözleşmeleri ve hedef pazarları dikkate alınarak, en uygun ülke ve yapı tipinin seçilmesidir.
Corpenza Yaklaşımı: Yasal Uyumlu ve Sürdürülebilir Offshore Yapılandırma
Corpenza olarak; Avrupa ve global ölçekte şirketleşme, oturum izni, uluslararası muhasebe, payroll/EOR, posted worker modeli ve yatırımla vatandaşlık alanlarında çalışıyoruz. Offshore şirketler ise, bu geniş çerçevenin sadece bir parçası.
Offshore planlamayı şu prensiplerle ele alıyoruz:
- Önce mevzuat, sonra vergi avantajı: Kuruluş ülkesinin ve mükellefin ikamet ettiği ülkenin yasal zorunluluklarını masaya yatırmadan, hiçbir yapı önermiyoruz.
- Ekonomik gerçeklik: Kâğıt üzerinde kalan, substance kurallarına takılacak veya bankalar nezdinde sorun yaratacak yapıları baştan eliyoruz.
- Grup düzeyinde entegrasyon: Offshore şirketi; ana şirket, bağlı ortaklıklar, bordro/EOR yapıları ve çalışan mobilitesiyle entegre bir şekilde kurguluyoruz.
- Şeffaf ve savunulabilir mimari: Her adımın; vergi idaresi, banka veya denetim otoritesi karşısında açıklanabilir ve belgelenebilir olmasına dikkat ediyoruz.
Örneğin:
- Avrupa’da faaliyet gösteren bir teknoloji girişiminin fikri mülkiyet haklarını,
- Farklı ülkelerde çalışan remote ekiplerin bordro ve sözleşme yapılarını,
- Grup içi finansman ve lisanslamayı
tek bir çatı altında optimize edecek bir offshore/onshore hibrit modeli tasarlayabiliyoruz.
Böylece sadece kısa vadeli vergi avantajı değil, sürdürülebilir, uyumlu ve yatırımcı nezdinde güven veren bir kurumsal mimari ortaya çıkıyor.
Sonuç: Offshore Şirketler Doğru Kullanıldığında Güçlü Bir Araçtır
Özetlemek gerekirse:
- Offshore şirketler, yasal çerçeveye uyulduğu sürece tamamen meşru yapılardır.
- Başlıca avantajları; düşük/sıfır kurumlar vergisi, sermaye kazanç ve stopaj avantajları, vergi ertelemesi, varlık koruması, gizlilik ve operasyonel esnekliktir.
- Yanlış kurgulandığında; vergi cezaları, banka reddi, itibar kaybı ve beklenmedik mali yükler doğurabilir.
- Artan global şeffaflık; “gizlenmek” yerine, doğru planlanmış ve savunulabilir offshore çözümlerini zorunlu kılıyor.
Bu nedenle offshore şirket kurmayı, tek başına bir hedef değil; uluslararası şirketleşme, vergi planlaması, çalışan mobilitesi ve varlık koruması stratejinizin bir bileşeni olarak düşünmek gerekir. Corpenza, tam da bu noktada; şirket kuruluşundan muhasebeye, payroll/EOR ve posted worker modellerine kadar uçtan uca bir bakış açısı ile size eşlik edebilir.
Sorumluluk Reddi (Disclaimer)
Bu metindeki bilgiler genel bilgilendirme amacı taşır. Hukuki, vergisel veya finansal danışmanlık niteliği taşımaz. Her yatırım, şirketleşme veya vergi planlaması kararı; kişinin/şirketin özel durumuna, ikamet ettiği ülkenin mevzuatına ve güncel uluslararası düzenlemelere göre değişir.
Offshore şirket kuruluşu veya uluslararası vergi planlaması gibi konularda adım atmadan önce, kendi ülkenizde ve hedef ülkede yetkin bir hukukçu, mali müşavir veya vergi danışmanından profesyonel destek almanız ve güncel resmi kaynakları (vergi idareleri, ilgili ülke mevzuatı, uluslararası kuruluş raporları vb.) mutlaka kontrol etmeniz gerekir.

